ANLAŞMALI BOŞANMA
Giriş
Evlilik birliği, eşlerin ortak yaşamı sürdürme iradesiyle kurulur. Ancak bazen bu birlik, tarafların karşılıklı rızasıyla ve medeni bir anlayış çerçevesinde sonlandırılabilir. Anlaşmalı boşanma, eşlerin evlilik birliğini karşılıklı uzlaşı ile sona erdirme iradesine dayanan, süreci kısa ve yargısal açıdan sade bir boşanma türüdür. Bu boşanma türünde taraflar, yalnızca “boşanma kararı” konusunda değil; aynı zamanda boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat) ve varsa çocukların durumu (velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası) hususlarında da anlaşmaya varırlar. Anlaşmalı boşanma, çekişmeli davalara kıyasla çok daha hızlı sonuçlanmakta ve tarafların yıpranmasını önlemektedir.
1. Yasal Dayanak ve Temel Hükümler
Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre:
“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.”
Bu düzenleme ile anlaşmalı boşanma; hem taraf iradesine hem de yargısal denetime dayanan, karma nitelikli bir boşanma biçimi olarak öne çıkmaktadır.
2. Anlaşmalı Boşanma Şartları
Anlaşmalı boşanmanın geçerli olabilmesi için kanunda öngörülen dört temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
a. Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması
Evlilik, resmi nikah tarihinden itibaren en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bir yıldan az süren evliliklerde anlaşmalı boşanma davası açılamaz; bu durumda yalnızca çekişmeli boşanma yolu mümkündür.
b. Tarafların Boşanma Konusunda Anlaşmış Olmaları
Eşlerin her ikisi de evliliği sona erdirme iradesine sahip olmalı ve boşanma konusunda mutabakata varmış olmalıdır. Eşlerden birinin boşanmayı kabul etmemesi durumunda, dava anlaşmalı nitelik kazanmaz ve çekişmeli boşanma prosedürü işletilir.
c. Boşanmanın Mali Sonuçları ve Çocukların Durumu Hakkında Uzlaşma
Anlaşmalı boşanmanın en önemli şartlarından biri, tarafların nafaka, tazminat, velayet ve iştirak nafakası gibi konularda uzlaşmış olmalarıdır. Taraflar arasında bu konularda tam bir mutabakat yoksa, anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
d. Hakimin Tarafları Bizzat Dinlemesi
Hakim, tarafların boşanma iradelerini özgür iradeleriyle açıkladıklarından emin olmalıdır. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma duruşmasında tarafların bizzat mahkeme huzurunda bulunmaları ve protokolü kabul ettiklerini açıkça beyan etmeleri zorunludur.
3. Süreç ve Uygulama
a. Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Anlaşmalı boşanma protokolü, davanın temel belgesidir. Bu belgede, tarafların boşanmanın tüm sonuçlarına ilişkin iradeleri açık, net ve rakamsal biçimde belirtilmelidir. Protokolde genellikle şu başlıklar yer alır:
– Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
– Boşanma iradesi,
– Çocukların velayeti ve kişisel ilişki düzeni,
– İştirak nafakası miktarı ve ödeme koşulları,
– Yoksulluk nafakası talebi veya feragati,
– Maddi ve manevi tazminat talepleri,
-Mal paylaşımı, ziynet ve dava giderleri. Protokolün eksik veya muğlak düzenlenmesi, davanın reddine veya sonradan yeni davalara yol açabilir.
b. Dava Açma ve Mahkeme Süreci
Eşler, hazırladıkları protokolü dilekçelerine ekleyerek Aile Mahkemesi’ne başvururlar. Dava, eşlerden birinin yerleşim yerinde veya son altı ay birlikte yaşadıkları yerde açılabilir. Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra duruşma günü belirler. Duruşmada taraflar ayrı ayrı dinlenir; hakim, iradelerinin özgür olduğuna kanaat getirirse ve protokolü uygun bulursa, tek celsede boşanma kararı verir.
c. Hakimin Müdahale Yetkisi
Hakim, protokoldeki tüm maddeleri aynen kabul etmek zorunda değildir. Özellikle çocukların üstün yararına aykırı, aşırı dengesiz veya kamu düzenine aykırı hükümler tespit edilirse, gerekli değişiklikleri önerebilir. Taraflar bu değişiklikleri kabul ederse, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşir; kabul etmezlerse dava çekişmeli boşanmaya dönüşür.
4. Yargıtay Uygulamaları ve Değerlendirme
Yargıtay kararları, anlaşmalı boşanma davalarında aşağıdaki hususlara dikkat çekmektedir:
– Bir yıllık süre şartı kesin olup, süresi dolmadan açılan dava reddedilmelidir.
– Tazminat haklarının saklı tutulması anlaşma olmadığını gösterir; bu şekilde anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
– Çocukların velayeti veya kişisel ilişki düzeni üzerinde uzlaşma yoksa, dava çekişmeliye dönüşmelidir.
– Protokoldeki muğlak ifadeler (örneğin “başka talebimiz yoktur”) ileriye dönük hak kayıplarına yol açabilir.
– Hakim, yalnızca şekli denetimle yetinemez; protokolün taraflar ve çocuklar açısından adil olup olmadığını incelemelidir.
Bu içtihatlar, anlaşmalı boşanmanın basit bir formalite değil; dikkatle yürütülmesi gereken bir hukuki süreç olduğunu göstermektedir.
Sonuç
Anlaşmalı boşanma, taraflara medeni bir şekilde evlilik birliğini sona erdirme olanağı tanıyan, hızlı ve düşük maliyetli bir yoldur. Ancak süreç, usule uygun şekilde hazırlanan protokol ve hakim huzurunda özgür irade beyanı şartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Eksik, muğlak veya adaletsiz bir düzenleme, hem boşanma kararını geciktirebilir hem de sonrasında yeni uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma sürecinin her aşamasında, alanında uzman bir boşanma avukatının hukuki rehberliği büyük önem taşır.
Av. M. Zülal EKİN

